NATO Bir Savaş Örgütüdür: Savaşa Karşı Sınıf Savaşı

Filistin’e yönelik İsrail’in süregelen soykırım politikalarından Suriye’de yıllardır devam eden savaşın yarattığı tahribata, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla birlikte genişleyen bölgesel gerilimlere kadar, Batı Asya bugün emperyalist rekabetin derinleştiği bir savaş sahnesine dönüşmüş durumdadır. Bu tablo, yalnızca bölgesel çatışmaların değil, küresel kapitalist düzenin krizinin de bir ifadesidir.

Bu koşullarda 36. NATO Zirvesi’nin 7–8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak olması tesadüf değildir. Filistin’den Afganistan’a, Libya’dan Suriye’ye ve Kürdistan’a uzanan müdahalelerde aktif rol oynayan NATO, emperyalist güç ilişkilerinin ve militarist düzenin temel araçlarından biri olmayı sürdürmektedir. Türkiye’nin bu zirveye ev sahipliği yapması ise, ülke egemen sınıflarının bu savaş sistemindeki yerini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Türkiye egemen sınıfı, tüm söylem farklılıklarına rağmen bu savaş düzeninin dışında değildir. Bir yandan “barış” ve “karşıtlık” söylemleri üretilirken, diğer yandan NATO üyeliği sürdürülmekte, askerî işbirlikleri derinleştirilmekte ve bölgesel emperyal stratejilere aktif biçimde eklemlenilmektedir. İsrail’e yönelik söylemsel karşıtlık ile sürdürülen ekonomik ve askerî ilişkiler arasındaki çelişki, aslında aynı sınıfsal çıkarların farklı tezahürlerinden ibarettir. Dolayısıyla bizim için NATO’ya karşı mücadele, vatan savunması değil; kapitalizme ve burjuvaziye karşı saldırının bir sayfasıdır.

Biz işçiler açısından NATO da onunla rekabet eden İran, Rusya, Çin vb. devletler de aynı sömürü düzeninin parçalarıdır. İşçileri bu güçlerden herhangi birinin arkasına dizmek, onları kendi sömürü ilişkilerinin yeniden üretimine yedeklemek anlamına gelir. Bu nedenle NATO’ya karşı mücadele, yalnızca bir askerî ittifaka karşı değil, doğrudan kapitalist savaş düzenine karşı yürütülen bir sınıf mücadelesidir.

Bu mücadele aynı zamanda enternasyonalist bir hattı zorunlu kılar. Milliyetçiliğin, militarizmin ve savaş politikalarının ve patriyarkanın karşısında işçilerin, gençlerin ve tüm ezilenlerin ortak çıkarı vardır. Filistinli, Suriyeli, İranlı, Türkiyeli, Kürdistanlı ve dünyanın dört bir yanındaki bütün işçilerin kaderi birbirine bağlıdır; sınırlar bu sömürü ilişkilerini gizleyen ideolojik hatlardır. Bu anlayışla, dünyanın her yerinde milliyetçiliğin, militarizmin ve savaş politikalarının karşısına enternasyonal dayanışmayı yükseltmek zorundayız.

Bu nedenle Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesine karşı sesimizi yükseltiyoruz. İşçileri, gençleri, kadınları, lubunyaları ve tüm savaş karşıtlarını militarizme, emperyalist müdahalelere ve kapitalist savaş düzenine karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Bizim tarafımız ne NATO’dur ne de onun karşısındaki diğer egemen güçlerdir. Bizim tarafımız, dünyanın tüm işçilerinin ortak özgürleşme imkânıdır.

NATO’ya hayır.
Savaşa Karşı Sınıf Savaşı

Otonom İşçi Birlikleri
Enternasyonalist Anarşistler